BALKAN İNCİLERİ

Rumeliye Yeniden Merhaba

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa SEÇİLMİŞ YAZILAR - DÜNDEN BUGÜNE KOSOVA

- DÜNDEN BUGÜNE KOSOVA

E-posta Yazdır

DÜNDEN BUGÜNE KOSOVA

Alınan bilgilere göre, Osmanlı Devleti, 1354 yılında Süleyman Paşa`nın Gelibolu`yu fethiyle birlikte Balkanlar`a Akıncı birlikleri göndererek bu toprakları idaresi altına almaya başladı. Osmanlı`nın Balkanlar`da ilerlemesinden rahatsız olan Sırplar, oluşturdukları Haçlı kuvvetleriyle Osmanlı`yı bu topraklardan atmak üzere harekete geçti. 1389 yılında 1. Murad Hüdavendigar öncülüğündeki Türk birlikleri, Sırplara karşı Birinci Kosova Meydan Muharebesi`ni kazanarak bu toprakları Osmanlı idaresine kattı. 1. Murad`ın şehit düştüğü savaşın ardından Kosova, Üsküp sancağına bağlandı. Osmanlı Devleti, Kosova`nın fethiyle birlikte bu bölgeye Arnavutları ve Türkleri yerleştirdi.

Bu savaşta Sırpların Osmanlı ordusuna yenilmeleriyle bugünkü Sırbistan ve Karadağ dışında Arnavutluk, Makedonya ve Yunanistan`ın kuzeyini kapsayan Ortaçağ Büyük Sırbistan İmparatorluğu tarih sahnesinden silindi. Bu yenilgi, yüzyıllar boyunca özellikle Sırp-Ortodoks Kilisesi tarafından mitolojik ögeler katılarak yaşatıldı. Sırpların yeniden toparlanarak Osmanlı üzerine gelmesiyle II. Murat öncülüğündeki Türk birlikleri, 1448 yılında 2. Kosova Savaşı`nı kazanarak bölgede kesin üstünlük sağladı. Bu tarihten itibaren Kosova`da Osmanlı tarafından çok sayıda cami, medrese, han, hamam, köprü gibi eserler inşa edildi.

Uzun yıllar Osmanlı idaresinde kalan Kosova, 1912-13 Balkan Savaşı sırasında Sırpların eline geçti. Osmanlı askerleri 524 yıl kaldıkları Kosova`dan 1913 yılında çekilirken, bölgede yaşayan Türkleri ve Müslüman Arnavutları zor günler beklemeye başladı.

-OSMANLI SONRASI KOSOVA...-

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Kosova toprakları, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan ordularının işgaline uğradı. Bu tarihlerde Sırplardan kurtulma fikriyle hareket eden Kosovalı Arnavutlar, Avusturya işgalini destekledi. Birinci Dünya Savaşı`nın, Sırbistan ve Karadağ`ın dahil olduğu İtilaf devletlerinin galibiyetiyle sona ermesi üzerine, Kosova toprakları yeni kurulan Sırp-Sloven Hırvat Krallığı`na dahil edildi.

-AZEM BEYTA`NIN BAŞLATTIĞI``KAÇAK HAREKETİ``...-

Birinci Dünya Savaşı`ndan sonra, Kosova`nın bağımsızlığı için Azem Beyta`nın oluşturduğu gerilla hareketi başlatıldı. Bu grup, Sırp polisi ve jandarması ile uzun yıllar savaştı. Beyta`nın başlattığı ``Kaçak Hareketi`` olarak adlandırılan bu direniş, 1923-24 yıllarında Kosova`nın birçok bölgesinin ``kurtarılmış bölge`` haline gelmesini sağladı. Harekete son vermek için Sırp polisi büyük çaba sarf etti. Bu hareketin üyelerinin aileleri, Sırplarca kadın, çocuk ayrımı yapılmadan öldürüldü. Kaçak Hareketi, 1924 yılında Yugoslavya ordusu tarafından yok edildi, Azem Beyta da öldürüldü. Kosova Arnavutlarının bağımsızlık mücadelesinin sembolü olan Azem Beyta, halk arasında adına türküler bestelenerek efsaneleştirildi.

İkinci Dünya Savaşı boyunca da toprakları Almanlar ve İtalyanlar tarafından işgal edilen Kosova, bir süre Birleşik Arnavutluk`un bir parçası olarak kalırken, 1946 yılında, Yugoslavya`ya dahil edildi.

-TİTO DÖNEMİNDEKİ KOSOVA...-

Slav ve İlliryalıların(Arnavutların etnik kökeninin dayandırıldığı topluluk) katılımıyla bir Balkan birliğini hedefleyen Tito, Sırp, Hırvat, Sloven halklarının katılımıyla gerçekleşen Partizan savaşı sonunda Yugoslavya`yı kurdu. Tito`nun son yıllarında Kosovalılar özerklik elde ederek önemli haklar elde etti. 1974 Anayasası`yla Kosova`nın özerkliği tanındı. Kosova, federal kurumlarda Yugoslavya`yı oluşturan altı cumhuriyetle birlikte temsil ediliyordu. Priştine`de Arnavutların kendi üniversiteleri vardı; bayraklarını asabiliyorlardı, kendi kaderini tayin hariç her türlü hakka sahiptiler. 1974 Anayasası`ndan hoşnut kalmayan Kosovalı Sırpların önemli kısmı, 1970`lerin ikinci yarısında ve 1980`lerde Kosova`dan Yugoslavya`nın diğer yerlerine göç ettiler.

-TİTO SONRASI KOSOVA...-

Josip Broz Tito`nun 1980 yılında ölümünün ardından 1981 yılında Priştine Üniversitesi`nde öğrenciler yemeklerin kötü olduğu gerekçesiyle bir gösteri düzenledi. Gösteri kısa zamanda Kosova`ya bağımsızlık sloganlarının atıldığı ayaklanmaya dönüştü. Kosovalılar ayaklanmalarını 1980`ler boyunca sürdürdü. Sırp lider Slobodan Milosevic ise Kosova`yı kullanarak iktidara geldi. Miloseviç, ``Kosova yoksa Sırbistan da yok`` sloganlarıyla seçim kampanyasını yürüterek 1989 yılında iktidarı elde etti ve özerkliği kaldırarak Kosova`yı Belgrad`a bağladı.

-RUGOVA VE UÇK`NİN ``BAĞIMSIZ KOSOVA`` MÜCADELESİ...-

Kosova`nın özerklik statüsünün kaldırılmasından sonra kurulan bağımsızlık yanlısı Kosova Demokratik Birliğinin kurucuları arasında yer alan İbrahim Rugova, Eylül 1997`de yapılan referandumun ardından bağımsızlığını ilan etti, ancak sadece Arnavutluk tanıdı. İbrahim Rugova`nın ``devlet başkanı`` olduğu Kosova`da, Arnavutlar bir süre şiddete başvurmama politikası izledi. Kosovalılar, kendi eğitim ve sağlık sistemlerini kurarak Sırpların sistemini reddettiler. Hem Kosova hem de dışarıdaki Arnavutlar, İbrahim Rugova hükümetine vergi verdi. Ancak Sırpların şiddete başvurması üzerine Arnavutlar Kosova Kurtuluş Ordusu`nu (UÇK) kurarak 1997 yılında Sırp hedeflerine saldırılar başlattı. Sırpların UÇK`ye misilleme olarak Arnavut köyleri bombalaması, sivilleri öldürmesi ve bölgeden zorunlu göçe tabi tutması üzerine NATO Sırpları uyardı.

Barış girişimlerinin sonuç vermemesi üzerine NATO 24 Mart 1999`da Sırp hedeflerine yönelik bombardıman başlattı. 78 günlük hava harekatının sonunda Kumanova`da imzalanan Askeri Teknik İşbirliği Anlaşması ile Sırp güvenlik güçleri Kosova`dan geri çekildi. 10 Haziran 1999 günü NATO güçleri Kosova`ya girdi. Çok kısa bir süre içinde, Kosovalıların büyük bir bölümü evlerine geri dönebildi. Balkanlar`da Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Arnavutluk devletlerine sınırı olan Kosova, Haziran 1999`dan bu yana Birleşmiş Milletler tarafından yönetiliyordu.

İlk yerel seçimler 2000 yılında yapılırken, şimdiye kadar üç yerel ve parlamento seçimi yapıldı. Son seçimleri eski UÇK komutanlarından Haşim Taçi`nin liderliğindeki Kosova Demokrasi Partisi(PDK) kazandı ve Kosova Demokratik Birliği(LDK) ile Kosova Demokratik Türk Partisinin de ortak olduğu koalisyon hükümeti kuruldu. Kosova`da Başbakan Haşim Taçi hükümetinde Türk kökenli Mahir Yağcılar, Kosova Çevre ve Alan Planlama Bakanı olarak atandı.

-BAĞIMSIZ KOSOVA...-

Osmanlı idaresinin ardından uzun yıllar değişik devletlerin baskısı altında yaşayan, çeşitli katliamlara uğrayan, bir kısmı Arnavutluk ve Türkiye`ye göç etmek zorunda kalan Kosovalı Arnavutlar, önceki gün bağımsızlıklarını ilan ederek tarihlerinde yeni bir sayfa açtı.

2005 yılı sayımlarına göre nüfusu 2 milyon 200 bin olan Kosova`nın yüzde 92`sini Arnavutlar oluşturuyor. Nüfusunun yüzde 91`i Müslüman, başkenti Priştine olan Kosova`da, Türkler, Boşnaklar ve Sırplar da yaşıyor. Kosova`nın bayrağındaki 6 yıldızdan biri, bu ülkede yaşayan Türkleri temsil ediyor.

Kosova`da 2006 yılının sonunda çıkarılan resmi diller yasasında Arnavutça, Sırpça ve İngilizce resmi dil olarak kabul edildi. Priştine, Prizren, Mitroviça ve Gilan belediyeleri de Türkçeyi resmi diller arasına aldı.

-KOSOVA`NIN ``EVLADI FATİHAN``LARI...-

Yaklaşık 40 bin Türk`ün yaşadığı Kosova`da, Prizren şehri ile Mamuşa beldesi, Türklerin yoğun olduğuı yerler. Osmanlı`dan kalan tarihi cami, han ve hamamlarının yanı sıra kendilerini ``Evladı Fatihan`` olarak adlandıran Türklerle de bu bölgeler, ``Kosova`daki Anadolu`` olma özelliği taşıyor.

-TÜRK BİRLİĞİ`NİN KONUŞLANDIĞI KENT...-

Türk askerinin 1913 yılında Kosova`dan çekilmesinin ardından bölge halkı, kendilerini korumak için bu topraklara gelen Mehmetçikle 86 yıl aradan sonra yeniden kucaklaşmıştı. Kosova Barış Gücü(KFOR) bünyesinde 1999 yılında Kosova`ya giden Türk Taburu Görev Kuvvet Komutanlığı, Prizren`deki ``Sultan 1. Murat Kışlası``nda konuşlandı. Türk birliği, can güvenliğini sağladığı bölge halkına sosyal yardımlarda da bulunuyor ve her konuda destek oluyor.

Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi de (TİKA) Kosova`da hem Arnavutlara hem de Türklere yönelik çeşitli sosyal projeleri hayata geçiriyor. TİKA, bu bölgedeki Osmanlı`dan kalma eserleri de restore ederek bir medeniyetin bu topraklarda uzun yıllar var olduğunu yeni nesillere hatırlatıyor.

Arnavut, Türk ve Boşnakların yaşadığı Prizren adeta ``Türkçe``yle özdeşleşmiş olmasıyla da dikkati çekiyor. Prizren`de yaşayan Arnavutların büyük bir kısmı Türkçe konuşabiliyor. Kentte ayrıca sadece 30 metre aralıklarla Sinan Paşa Camii, Sırp Ortodoks kilisesi ve Katolik kilisesinin yan yana bulunması dikkat çekiyor. Bu da yüzde 95`i Müslüman olan kentte çok dinli ve hoşgörülü bir ortam olduğunu gösteriyor.

Osmanlı zamanından kalan şehir merkezindeki şadırvan ise Prizren`in eğlence merkezi olma özelliği taşıyor. Prizren`de Türk hamamı, Taşköprü, Sinan Paşa Camii, Bayraklı Camii, Saat Kulesi gibi eserler Osmanlı`dan bugüne hala ayakta duruyor. Prizren şehir merkezinde yaklaşık 30 cami, 3 Ortodoks kilisesi ve 1 Katolik kilisesi bulunuyor.

Bu arada, 1. Kosova Savaşı`nda şehit olan I. Murad`ın türbesi de Prizren`e yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

-ARNAVUTLARA KUCAK AÇAN MAMUŞA...-

Nüfusunun yüzde 98`ini Türklerin oluşturduğu Kosova`nın Mamuşa kasabası ise tarihi camileri, çeşmeleri, saat kulesi, han ve hamamıyla Anadolu`nun herhangi bir köşesini andırıyor.

Kosova`ya 1750 yılında Anadolu`dan gelen işçilerin kurduğu kasabada, Türkiye Türkçesi konuşuluyor ve hemen her evde Türk bayrağı bulunuyor. Mamuşa halkının en büyük özelliği ise Sırp saldırısından kaçan Arnavutlara kucak açması. Kosova`daki savaş sırasında 5 bin nüfuslu kentin halkı, 45 bin Arnavut`u aylarca evlerinde misafir ederek Sırplardan korudu. Sırplar ise Türkiye`nin tepkisinden çekinerek bu Türk kasabasına saldırmadı.

Okullarında Türkçe eğitimin yapıldığı Mamuşa, Kosova`nın tek Türk belediyesi olma özelliği de taşıyor. Mamuşa`da güvenliği sağlayan Kosova Türk Taburu Görev Kuvvet Komutanlığı ve Türkiye`deki çeşitli belediyeler, bu belediyenin gelişmesi için sağlık ocağı, ana okulu, lise ve spor sahası inşa etti.

-MİLLİ ŞAİRİN BABASININ DOĞDUĞU KENT: İPEK...-

Kosova`nın İpek şehri ise İstiklal Marşı`nın Şairi Mehmet Akif Ersoy`un babası Tahir Efendi`nin doğduğu kent olma özelliğini taşıyor. İstanbul Fatih Medresesi müderrislerinden Tahir Efendi, doğup büyüdüğü kentten daha sonra göç ederek İstanbul`a yerleşmiş.

Tahir Efendi`nin doğup büyüdüğü yıllarda Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer alan Arnavutluk kenti İpek, Balkan Savaşı`ndan sonra, Kosova bölgesiyle birlikte, Sırbistan sınırları içinde kaldı.

Osmanlı`nın adını verdiği ``İpek`` kentinde Sırplar tarafından 1999 yılında Osmanlı`ya ait Çarşı Camii(1471), Defterdar Camii(1570), Hamam Camii(1587), Kurşunlu Camii(1577) ile birlikte yaklaşık 30 cami, 1 medrese ve 1 hamam yıkıldı.

Milli Şair Mehmet Akif Ersoy da babasının doğduğu Kosova`nın Osmanlı idaresinden çıkması üzerine duyduğu hüznü Safahat`ın ``Hakkın Sesleri`` bölümünde, 6 Mart 1913 yılında kaleme aldığı şiirinde şöyle dile getiriyor:

"Baba! En sevgili annen, o senin öz vatanın/
Olacak mıydı feda hırsına üç kaltabanın?/
Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti...
Öyle bir gitti ki hem: Bir daha gelmez ebedi.../
Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova.../
Sen misin yoksa hayalin mi? Vefasız Kosova!/
Söyle, Meşhed, öpeyim secde edip toprağını/
Yok mudur sende Murad`ın iki üç damla kanı?/
Basacak mıydı, fakat, göğsüne Sırb`ın çarığı?/
Serilip yerlere binlerce şehidin sarığı/
Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene/
Neye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne/
Üç sefil ordu çevirsin metin ordumuzu/
Bizi kovsun elimizden alarak yurdumuzu/
"Medeniyyet!" size çoktan beridir diş biliyor/
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor/
Arnavutlar size ibret olacakken hala/
Ne bu şuride siyaset, ne bu fasid dava?/
Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum.../
Başka bir şey diyemem...İşte perişan yurdum!"

Bu arada, Makedonya`da yaşayan Arnavutlar tarafından bir süre önce Mehmet Akif Ersoy`un ``Safahat`` adlı eseri Logos yayıncılık tarafından Arnavutça`ya tercüme edilerek yayınlandı. Eserin, başta Makedonya olmak üzere Arnavutluk ve Kosova`da kitapçılarda satışa sunulduğu öğrenildi. Türklerle kendilerini akraba toplum olarak gören Arnavutların, Safahat`a (Fletet) büyük ilgi gösterdikleri bildirildi.

AA

 

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 443 ziyaretçi çevrimiçi