BALKAN İNCİLERİ

Rumeliye Yeniden Merhaba

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa BALKAN İNCİLERİ - GÜMÜLCİNE - BATI TRAKYA

- GÜMÜLCİNE - BATI TRAKYA


GÜMÜLCİNE

Gümülcine’nin Coğrafi Konumu


Yunanistan’ın kuzeydoğu köşesinde, doğuda Evros batıda Nestos olmak üzere iki nehir arasında, kuzeyde Rodopi masifi  (Rodop Dağları) ve güneyde Ege Denizi ile sınırları çizilmiştir. Gümülcine (Komotini) şehri, Yunanistan’ın Batı Trakya kesiminde Bulgaristan sınırının karayoluyla 23 km güneyinde yer alır . Gümülcine, Rodopi ve Evros’un genel dış işleri ve merkezine sahip olan Batı Makedonya ve Trakya bölgesinin idari merkezidir. Şehrin kuzeyinde Rodop Dağları uzanmaktadır. Batısında, Xanthi (İskeçe), güneybatısında Kavala ve Selanik şehirleri yer almaktadır. Şehrin güneyinde Ege Denizi, güneydoğusunda ise Alexandroupolis (Dedeağaç) şehri yer almaktadır. Avrupa’yı Türkiye’ye ve Asya’ya bağlayan, aynı zamanda Bulgaristan ve Nymfoia’dan geçen karayoluyla kesişen “Egnatia Odos” (Çevre Yolu) Gümülcine’den geçmektedir. Nymfoia gümrük kapısı Avrupa’ya olan turist geçişlerini ve ticaret aktivitelerini kolaylaştırmaktadır. Bu kapının Gümülcine’ye olan uzaklığı yaklaşık 25 km’dir. Bu güzergah üzerinden devam eden karayolu Porto-Logos Limanı’na; uluslararası havalimanına ve transit ticaret merkezi olan Alexandroupolis’e (Dedeağaç) doğru devam eder.

Gümülcine’nin Tarihi Geçmişi

Trak boylarından Odrysler’in kurduğu eski bir kent olan Gümülcine, önce Perslerin (M.Ö. V. yy.), ardından da II. Philippos döneminde Makedonyalıların (M.Ö. IV. yy.) istilasına uğramıştır. Daha sonra Makedonya Krallığı’nı yıkan Roma İmparatorluğu topraklarına katılan kent (M.Ö. 280), bu devletin ikiye bölünmesi üzerine (M.S. 395), Komarkhia adıyla Bizans’ın payına düşmüştür. I.Murat’ın Evrenos Bey komutasında gönderdiği akıncı birlikleri Rumeli’de önce Dimetoka’yı sonra Gümülcine’yi  Osmanlı topraklarına katmışlardır (1361).  Ancak, aynı yıl fethedilen öteki kasaba ve kalelerin elden çıkması üzerine uç merkezi İpsala’dan Gümülcine’ye kaydırılmış ve Rumeli’de batıya yönelik akınlar buradan yönetilmeye başlanmıştır. Ferecik, Dhrama (Drama), Kavala’yı alan Türk kuvvetleri Serez’i de fethedince (1382), uç merkezi buraya taşınmış; Gümülcine, Paşa sancağına bağlı bir kadılık durumuna getirilmiştir (1385). Alaiye kalesini ele geçiren Gedik Ahmet Paşa tarafından Alaiye beyi Kılıç Arslan’a dirlik olarak verilmiştir (1471). XVII. yy. sonlarında ilmiye sınıfından bazı önemli kişiler için arpalık olarak ayrılmıştır. Avrupa’da Osmanlı Devleti’nin sınırlarının daralmaya başlaması sonucu Gümülcine’nin önemi giderek artmıştır. 1828-1829 Türk-Rus savaşından sonra beş sancaktan oluşan Edirne vilayetinin Filibe sancağına bağlı bir kaza merkezi olmuştur (1830). 1877-1878 Türk-Rus savaşının ardından yeniden düzenlenen Edirne vilayetine bağlı birinci sınıf bir sancak konumuna getirilmiştir (1879). Balkan Savaşı sırasında Kırcaali-Edirne hattını korumakla görevli Türk ordusunun Bulgarlara yenilerek teslim olması üzerine (23 Ekim 1912) Gümülcine’de Osmanlı Devleti’nin elinden çıkmış oldu. Edirne kurtarıldıktan sonra Hurşit Paşa’nın Kuşçubaşı Eşref ile Süleyman Askeri komutasında Bulgar işgalinde kalan Türk topraklarına gönderdiği akıncı birlikleri Ortaköy, Koşukavak, Mestanlı, Kırcaali’yi ele geçirdikleri gibi, bölgenin merkezi olan Gümülcine’ye de girmişlerdir (31 Ağustos 1913). Burada Garbi Trakya geçici hükümetini kuran Türkler, yönetimin başına da müderris Salih Efendi’yi getirmişlerdir. Böyle bir yönetimin İstanbul ve Sofya’da olumsuz tepkiler oluşturması sonucu geri çağrılan Türk komutanlar, Batı Trakya yönetiminin bağımsızlığını ilan ettiler (25 Eylül 1913). Bulgarların Ege Denizi’ne inmesini istemeyen Yunanlılar, Batı Trakya hükümetini destekleyerek para ve silah yardımında bulunmuşlardır. Başkenti Gümülcine olan bu yeni Türk Devleti’nin bayrağı beyaz, yeşil siyah zemin üzerine ay-yıldızdı. Ancak bu konuda olumsuz bir tutum takınan Babıalî, özelliklede Enver Paşa’nın hastalanmasından yararlanan Cavit Bey ve Cemal Paşa, Batı Trakya’yı Gümülcine ile birlikte Bulgaristan’a bırakmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonunda (1919) Gümülcine’yi Bulgarlardan alan Fransızlar Yunanistan’a vermişlerdir.

Gümülcine (Komotini) Şehrinin İsmi Nereden Geliyor?

Şehrin adının nereden geldiğine dair çeşitli görüşler vardır. Bunların en güvenilir olanı Evliya Çelebi’nin “Seyahatname” eserinde bahsedilen olaydır. Bu esere göre Komotini ismi, Bizans döneminde burada yaşamış olan Profesör Stilpone Kyriakidhis’in soyadından gelmektedir. Teorinin güvenilir olmasının nedeni ise Bizans döneminde yer isimlerinin seçkin kişilerin soyadlarından seçilmiş olmasından kaynaklanır. Osmanlıların şehri fethetmesi ile birlikte Osmanlıca’da “Koumoudzina” kelimesinin karşılığı bulunmadığı için kelimenin okunuşu olan “Gumuljine” kelimesi Türkçeleştirilerek Gümülcine haline gelmiştir. 1919’da tekrar Yunan yönetimine giren şehre Rumca adı geri konmuş ve Komotini denmiştir. Ancak burada yaşayan Türkler burayı Gümülcine olarak adlandırmaktadır.

Gümülcine'de Turizm

Kentin önemli bir tarihi geçmişi bulunmaktadır. Bizans ve Osmanlı dönemine ait pek çok tarihi esere rastlanan kentte bir arkeoloji müzesi ve birde halk müzesi yer almaktadır. Ayrıca Gümülcine’de görülmeye değer pek çok tarihi ve turistik mekan yer almaktadır. Kentin güneyinde yer alan Ege Denizi kıyılarındaki ufak yerleşmeler bölgedeki turizm aktivitelerini arttırmaktadır. Ancak yinede şehri fazla turist ziyaret etmezken; turizmin şehir ekonomisine büyük bir katkısı da yoktur.

 

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 431 ziyaretçi çevrimiçi