BALKAN İNCİLERİ

Rumeliye Yeniden Merhaba

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa SEÇİLMİŞ YAZILAR - KOSOVALI TÜRKLER

- KOSOVALI TÜRKLER

Balkanların en kritik bölgesinde yaşayanlar: Kosovalı Türkler

Can Karpat, AIA Türkiye Masası

92 yıl önce Kosova’nın hakim milletiydiler. Şimdi ise Birleşmiş Milletler Kosova Misyonunun dillerini resmi dil olarak tanıması için mücadele veriyorlar. Balkanların en kritik bölgesinde yaşayan bu Türkler kimdir? Kosova krizinin bu en barışçıl azınlığı, sorunların sadece şiddetle çözülebildiği Balkanlarda söz sahibi olabilir mi? AIA, Kosova Türkleri dosyasını açıyor.

Tarihte Kosovalı Türkler
Yugoslav topraklarında Türk varlığı; Avar, Peçenek, Oğuz ve Kuman kavimlerinin göçleriyle 5. yüzyıla kadar uzanır. Sistematik yerleşim ise 14. yüzyılda Osmanlı fetihleriyle başlar.
1389’da Osmanlı Devleti, Sırpları mağlup ederek Kosova’yı ele geçirdi. Osmanlı geleneğine göre buraya hemen Türkler yerleştirildi. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında bölgedeki Osmanlı hakimiyeti zayıfladı. Türkler gittikçe azınlık durumuna düştüler. 1913’te Kosova, Sırbistan topraklarına katıldı. O tarihten bu yana ve halen Kosova hukuken Sırbistan-Karadağ’ın bir parçasıdır. Bölgede Osmanlı mirasının halen canlı olmasına rağmen Türk nüfusu beklenilenden daha azdır: 15 ila 20 bin kişi. Ancak Kosova’da bireylerin milli kimlik beyanları sayımların yapıldığı dönemlere ve bu dönemlerdeki siyasi koşullara bağlıdır.
1948 genel sayımı ile 1953 genel sayımı karşılaştırıldığında Kosovalı Türk nüfusunun ilkinde sadece 1300 kişi olarak kaydedildiği, ikincisinde ise bu rakamın birdenbire 35.000’ e fırladığı görülür. Soğuk Savaşın başlangıcı olan 1948 tarihinde, Kosovalı Türkler, Yugoslav komünist yönetimi tarafından “şüpheli” sayılıyordu. Bu yüzden Türkler kendilerini Arnavut olarak kaydettirdi. 1953’te ise Yugoslavya-Türkiye ilişkileri yumuşarken bu sefer Yugoslavya-Arnavutluk ilişkileri gerginleşmişti. Bu sefer Arnavutlar şüpheli idi. Türkler, Türkiye’ye göç etmelerine izin verilmesi için kendilerini Türk olarak kaydettirdiler. 1991’de Türkler, Arnavutların asimilasyon teşebbüsleri ile karşı karşıyaydı. Sayım sırasında 12 Türk sayım görevlisi Arnavut baskısına dayanamayarak istifa etti. Bu sayım, Türk nüfusunu 12.000 olarak belirledi. 2000 yılında Türkler, AGİT’in düzenlediği genel sayımı boykot etti. Bunun sebebi, Türklerin, anadillerinin Kosova’nın resmi dillerinden biri olarak tanınması yönündeki talepleriydi. Bu ayrıcalık, 1974 Yugoslav Anayasası tarafından verilmiş, 1989’da Miloseviç tarafından kaldırılmıştı. Sonuç olarak AGİT istatistikleri Türk nüfusunu tahmini 15 ila 20 bin arasında göstermiştir.
Her ne kadar kesin bir rakam verilemese de birçok kaynak Kosovalı Türklerin nüfusunu 50 ila 80 bin arasında tahmin etmektedir. Her şıkta Kosovalı Türk nüfusu, resmi sayımlarda gösterilenden daha çoktur.
Kosova’da Türk azınlık Prizren, Sancak, Mamuşa, Gilan, Priştine, Mitroviça ve Dohırçan’da yaşamaktadır.
1389 ile 1913 tarihleri arasında Türkler, hakim milletin mensupları olarak, Kosova’da barış içinde yaşadılar. 1913 sonrası ise önce Sırpların daha sonra Arnavutların asimilasyon baskılarına maruz kaldılar.

Bağımsızlığını 1878 Berlin Antlaşması ile elde eden Sırbistan, yeni topraklarını slavlaştırmaya başladı. Bu topraklara 1913’ten sonra Kosova da katıldı. Slavlaştırma demek, kendisini “Osmanlı”, “Türk” ya da “Müslüman” olarak tanımlayan herkesi her türlü yola başvurarak çekilen imparatorluk sınırları içine zorla göç ettirmekti. Balkan Savaşları sırasında ve sonrasında, imparatorluk başkentine kitlesel göçler yaşandı. Istanbul uzun süre gelen muhacirleri nereye yerleştireceğini bilemedi. Bu savaşlardan önce Balkanlarda 2 milyon 315 bin Türk yaşamaktaydı. 1913 itibariyle sadece 1 milyon 682 bin kişi Istanbul’a sığınmıştı. Geriye kalan 633.000 kişiye ne olduğunu ise -Leon Troçki dışında- kimse sormadı. İstatistikler bilgi vermese de Kosova’nın en çok acı çekmiş bölgelerden biri olduğuna şüphe yoktur.
1930’larda Türklerin sahip olduğu topraklara millileştirme amacıyla el konuldu. Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu 1923 ile 1939 tarihleri arasında 120.000 Türk, Yugoslavya’dan yeni Türk Devletine göç etti.  Kosovalı Türklerin, İkinci Dünya Savaşı sırasında Tito’nun direniş gruplarında Nazilere karşı savaştığı bilinmektedir. 1945’ten sonra Türklerin komünist Yugoslavya Federasyonunu terk etmelerine izin verilmedi. Sebep, bu göçlerin Batı tarafından komünizmden kaçış olarak yorumlanmasını engellemekti.

1956-1960 arası Türkler, silahları toplama kampanyası adı altında ağır baskılara maruz kaldılar. Sonuçta 1945-1968 arası 175.000 kişi Türkiye’ye göç etti.
1968-1991 arası Türkler, Arnavutların asimilasyon baskılarına maruz kaldılar. Bilhassa 1974’te Kosova’ya özerk statü verilmesi ile Kosovalı Müslüman Arnavutlar, bölgedeki diğer tüm Müslüman etnileri (Türkler, Müslüman Çingeneler, Pomaklar ve Boşnaklar) asimile etme çabasına girdiler. Örneğin Türkleri, Sırp okullarını boykot etmeye zorladılar. Bu boykota uymayan Türklere, “Miloş” ismi takılıyordu. Hatta bazı Türkler fiziki şiddete maruz kaldı. Türklerin Arnavut baskısından Miloseviç’in Kosova’nın özerk statüsünü kaldırması ile kurtulmaları ironiktir.
Türkler ile Sırpların husumetinin geçmişi 14. yüzyıla dek uzanır. Bu tarihi husumet ile Türklerin Kosovalı Arnavutlarla olan din müşterekliği, Türkleri, 1990’larda NATO’nun ateşli destekçileri yapmıştır. Türkiye, krizden kaçanları kabul etmiş, 20.000’in üzerinde mülteciyi barındırmıştır. Savaştan sonra bu mülteciler evlerine dönmüştür. 

Kosova siyasi ve sosyal hayatında Türkler

Siyaset
Her şeye rağmen Türkler, Kosova’da varlıklarını devam ettirmiş, kültürlerini yaşatmıştır. Bilhassa Priştine ve Dragaş’ta (Kosova’nın güneyinde, Gora bölgesi yakınlarında bir şehir) çoğunluğu oluşturan Türkler, kültürel dernekler ve siyasi partiler aracılığıyla kimliklerini Arnavut ve Sırplara karşın canlı tutmaya çalışmaktadır.
Kosova’nın nihai statüsü ile ilgili müzakerelerin başladığı şu günlerde Kosovalı Türkler daha kararlarını vermemiş gözükmektedirler. Bazıları bağımsız bir Kosova isterken diğerleri çelişkili biçimde Sırplara sempati göstermektedir. Bunun sebebi bu Türklerin, hakim etni olan Arnavutların, sonu zorunlu göçe varabilecek asimilasyon baskılarına tekrar başlamalarından endişe duymalarıdır.
Yugoslavya topraklarında yaşayan Türklerin gerektiği kadar organize oldukları söylenemez. Oysa Yugoslavya’da sayıları 3000’i geçmeyen Yunanlı, Ermeni ve Musevi azınlıklar çok daha sağlam bir birlik arzetmekte ve nüfusları ölçüsünde siyasi faaliyet göstermektedir. Ancak Makedonya’nın Yugoslavya’dan kopmasının Türk azınlığın bütünlüğünü parçaladığı ve Kosovalı Türkleri zor durumda bıraktığı da göz önüne alınmalıdır.

Kosova’da üç Türk partisi bulunmaktadır:

   · Türk Halk Cephesi, başkanı Sezai Şaipi
   · Türk Demokratik Birliği, başkanı Erhan Köroğlu, merkez Priştine
   · Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP), başkanı Mahir Yağcılar, merkez Prizren (Kosova’nın kayıtlı tek Türk partisi)

Türk Halk Cephesi, Arnavut yanlısı olup diğer iki partiyi “Sırp uşaklığı” ile suçlamaktadır. Ayrıca bu parti Türklerin Türk okullarına gitmesine de karşıdır.
Yakın zamana kadar KDTP, Kosova sorununun Yugoslavya toprak bütünlüğünü bozmayacak şekilde çözümlenmesini istiyordu. Ancak Mart 2004’te yaşanan şiddet olaylarından sonra KDTP Başkanı Mahir Yağcılar, Kosova’da Arnavutlar ile Sırpların artık birlikte yaşayamayacakları kanısında: “Sırplarla Arnavutların tezleri temelden zıt. Bu saatten sonra da bir arada yaşamaları imkansız”. Kosova’nın artık Sırbistan’ın bir parçası olamayacağına inanan Yağcılar’a göre çözüm, bölgenin özel bir statü ile Avrupa Birliği"ne bağlanması.
Türk Demokratik Birliği ile KDTP’nin faaliyetleri daha çok Türk kültürünün ve Türkçe eğitimin korunması ile ilgilidir. Özellikle KDTP’nin Temmuz 1990’da kurulması ile birlikte Kosova Türklerinin endişeleri giderilmiştir; zira Yugoslavya’da tek parti döneminde azınlık hakları Komünist Parti tarafından korunmaktaydı. Türk okullarının kapatılması ve Türklere uygulanan ayrımcılık son bulmuştur. Böylece KDTP, Kosova’da Türk kimliğinin korunmasına katkıda bulunmaktadır.
17 Kasım 2001 genel seçimlerinde KDTP, toplam oyların %1’ini alarak 120 sandalyeli Kosova Meclisinden (Kuvendi) 4 sandalye kazandı. 23 Ekim 2004 genel seçimlerinde ise, KDTP, oy oranını %1.2’ye yükseltse de sadece 3 sandalye elde edebildi. Kosova Meclisinin özelliği, nisbi seçim sistemi ile dağıtılan 100 sandalye yanında azınlıkları temsil etmek üzere ayrılmış 20 sandalye bulundurmasıdır: Sırplar için 10; Romlar, Haşkalılar ve Mısırlılar için 4; Boşnaklar için 3; Türkler için 2 ve Goralılar için 1 sandalye. Böylece 2001 ve 2004 yıllarında Türkler, Mecliste sırası ile 6 ve 5 milletvekili ile temsil edilmiştir. Şimdiki Kosovo hükümetinde, KDTP, Sağlık Bakanlığı ile bir bakan yardımcılığı elde etmiştir. Ayrıca 27 Eylül 2005 itibariyle Mamuşa (Prizren civarında) Belediyesi Türkler tarafından yönetilmeye başlanmıştır.
Kosova’da ayrıca iki kültürel ve sanatsal Türk derneği vardır: Doğru Yol ve Gerçek. Bu iki derneğin amacı, Kosova’daki Türk kültürünü canlı tutmaktır.

Medya
Kosova Türklerinin en önemli gazetesi, 1969’dan Kosova krizinin (1998-99) sonuna kadar devlet kontrolünde çıkan Tan gazetesi idi. 1969 öncesi Kosova Türklerinin bağımsız bir basın organı yoktu. 1944’ten itibaren Üsküp’te Makedonya Türkleri tarafından yayınlanan ünlü Birlik gazetesi aynı zamanda Kosovalı Türklere de hitap etmekteydi. 1999’dan sonra ilk bağımsız Türk gazetesi yayınlandı: Yeni Dönem. Diğer önemli Türk gazeteleri şunlardır:

   · Sesimiz (KDTP’nin resmi gazetesi)
   · Çevren (1973’ten beri)
   · Çığ
   · Kuş (1974’ten beri) 
   · İnci

Türkçe radyo yayınları 1951’de, Türkçe televizyon yayınları ise 1974’te başlamıştır. Sivil girişim ile Kosova Radyo-Televizyonu, 5 dakikalık Türkçe haber ve haftasonları 40 dakikalık Türkçe programlar yayınlamayı kabul etmiştir. 2 saatlik Türkçe programlar yayınlayan Kosova Radyosu yanında başka iki Türk radyosu daha kurulmuştur: Prizren’de Yeni Dönem Radyosu ile Priştine’da Kent FM Radyo. 2 Şubat 2003’ten beri Yeni Dönem Radyosu dört dilde yayın yapmaktadır: 21 saat Türkçe, 3 saat Arnavutça, Boşnakça ve Romanca. Yeni Dönem, Kosova’da dört dilde yayın yapan ilk radyodur.

Dil

1974 Yugoslavya Anayasası, Türklerin çoğunlukta olduğu her yerde Türkçeyi resmi dil olarak tanımıştı. 1989’da ise Miloseviç, Türkçenin Federasyonun üçüncü dili olma statüsünü kaldırdı. Bugün Kosova Türkleri bu haklarını geri almaya çalışmaktadır. Ancak ne AGİT ne de UNMIK (Birleşmiş Milletler Kosova Misyonu) bu talebi göz önüne almaktadır. Avrupa Konseyine göre bir azınlık dilinin resmi dil olarak tanınabilmesi için dili konuşan azınlığın mevcut bir etnik topluluğun esaslı bir yüzdesini oluşturması gerekmektedir. Türkiye ise, Kosova Türklerine bu taleplerinde tam destek vermekte, taviz kabul etmemektedir. UNMIK eski şefi Bernard Kouchner’in, Türkçenin, yerel yöneticilerden birinin Türk olduğu her yerde resmi dil olarak tanınması yolundaki teklifi Ankara tarafından kesinlikle reddedilmişti.
Kosova Türk gazetesi Yeni Dönem’in ve Yeni Dönem Radyosunun sahibi Mehmet Bütüç endişesini şöyle dile getirmektedir: “1974 Anayasasında Türklerin yaşadığı bölgelerde Türkçenin resmi dil olduğu belirtiliyordu. Bu resmiyet anayasaya bağlıydı. Bugün bu resmiyet hala var ama anayasaya bağlı değil, belediye tüzüklerine bağlı. Bu Türkler için olumsuz bir durum. Örneğin Prizren Belediyesinde Türkçe resmi dil olarak kabul edilmekte. Ama ilerde eğer aşırı tutucu bir Arnavut partisi belediye seçimlerini kazanırsa Türkçenin resmiyetini kaldırabilir. Bizim temel mücadelemiz Türk dilinin resmiyetinin yeniden anayasaya bağlanmasını sağlamaktır”.
KDTP Başkanı Mahir Yağcılar ise Kosovo Türkleri olarak kendilerini azınlık addetmediklerini beyan etmektedir. 1974 Yugoslav Anayasasının Türk azınlığı Kosova’nın kurucu üç etnik topluluğundan biri olarak tanıdığının altını çizen Yağcılar, UNMIK yönetimini suçlamaktadır: “Bize yönelik olumsuz adımların atılmasında başı zaten bu kuruluş çekti. Gelir gelmez Türkçeyi resmi diller arasından çıkaran UNMIK'tir”. Nitekim UNMIK News, UNMIK Chronicles gibi UNMIK dergilerinin, Kosova’daki Türk azınlık hakkında hiçbir bir bilgi vermemesi manidardır.
Bununla birlikte taleplerini uluslararası platformda kabul ettirebilmek için Kosova Türklerinin öncelikle nüfuslarını teyit etmeleri gerekmektedir.

Eğitim

1913 sonrası Sırplar, Priştine ve Prizren’deki birkaç medrese dışında Kosova’da Türkçe eğitimi yasakladı. 1943’te ise Türkçe eğitim tamamen yokoldu. Türklerin Kosova’daki hukuki varlığı ancak 1951’de tanındı. Aslında 1945’te Yugoslavya Federasyonunun kurulmasından sonra tüm azınlıklar kendi dillerinde öğrenim görme hakkını elde etmişti. Ancak 1945’e kadar okullarda Sırpça okumak zorunda kalan Türkler, bu tarihten sonra Arnavutça okumaya zorlandılar. Türkler, Türkçe eğitim hakkını altı yıl gecikme ile elde edebildi. Ancak 5 Eylül 1951’den itibaren Türkler, çoğunluk oldukları yerlerde kendi okullarını kurma hakkını elde etti.
Bugün Kosova Türkleri her eğitim aşamasında kendi okullarına sahiptir. Prizren, Mamuşa, Priştine, Gilan, Dohırçan ve Vıçıtırn’da toplam 2532 Türk öğrencinin devam ettiği 3 anaokulu, 11 ilkokul, 6 lise ve Priştine Üniversitesi bulunmaktadır. 1998-99 Kosova krizi sonrasında bölgeye gelen Prizren’deki Kosova Türk Tabur Görev Kuvveti Komutanlığı, 2001’de Mehmetçik Anaokulunu açmıştır. Bu anaokulda çocuklar iki sınıfta Türkçe eğitim görmektedir.

Din

Balkan Müslümanları için dini kimlikleri, etnik kimliklerinden daha belirleyicidir. Balkan Müslümanları İslam’ı, Anadolu’dan gelen Bektaşi dervişleri ve diğer tarikat ehillerinden öğrenmiştir. Bu yüzden bugün hala tarikatlara bağlıdırlar. Özellikle Kosova’da tüm tarikatların (bilhassa Bektaşi tarikatının) her şehirde tekkeleri vardır. Prizren’deki Rafai Tekkesi her Perşembe birçok Arnavut, Türk, Boşnak ve Goralıyı zikir ayinleri için ağırlamaktadır. Tekkeye girişte herkes milli kimliğini dışarıda bırakmakta, sadece dini kimliğine göre hareket etmektedir.

Kosova-Türkiye ilişkileri

Dışişleri Eski Bakanı Hikmet Çetin, 1992’de Bosna-Hersek konulu bir toplantıda yaşadığı ilginç bir olayı şöyle aktarıyor: “Türkiye de çağrıldı. Miloseviç, Karadziç hepsi oturuyorlardı. Benim yanımda Amerika Dışişleri Bakanı [Lawrence Sidney Eagleburger] vardı. Yugoslavya'da yedi yıl büyükelçilik yapmış. Bana dönerek ‘Siz bu felaket yerlerde 500 yıl nasıl kaldınız?' dedi” [Zaman, 22.9.1994].
Bu “başarı”yı açıklayan “Osmanlı barışı” kavramıdır. Hemen belirtmeliyiz ki burada “barış” ile siyasi ve etnik istikrar kastedilmektedir. Birkaç çalkantılı dönem dışında, Osmanlı İmparatorluğu Balkanlarda bir üst kimlik, bir Osmanlı kimliği oluşturmuştur. Bu üst kimlik, 19. yüzyılda milliyetçi akımın doğmasından sonra dahi kolayca yıkılamamıştır.
Osmanlı yönetiminde binlerce Boşnak, Arnavut, Pomak ve Çingene kendi rızaları ile İslam dinine geçtiler. İslam’ı, hakim millet olan Türklere entegre olmak ve Hıristiyan Sırp ile Bulgarlara karşı Osmanlı korumasından yararlanmak için kabul ettiler. Bu Balkan Müslümanları etnik olarak Türk değildir. Sırp ve Bulgarlarla aynı dilleri konuşurlar. Ancak din dolayısıyla kendilerini, Slav akrabalarından daha çok Türklere yakın hissetmektedirler. Buna ek olarak, tarih boyunca ve halen bugün Sırplar, milliyetçi idealleri adına Balkan Hıristiyan birliğini parçalarken tek ve sabit bir Müslüman toplum imajı yaymıştır. Türk, Pomak (Müslüman Bulgar), Boşnak (Slav Müslüman) ya da Goralı (Pomaklar ve Makedonya Torbları ile akraba Slav Müslüman), Sırplar için hepsi “Türk”tür; zira hepsi Müslümandır. Bu yüzden Türkiye sadece birkaç milyon Balkan Türkünden değil, etnik kökenleri ne olursa olsun nüfusları 10 milyonu bulan Balkan Müslümanlarından da sorumludur. Bu, Türkiye’nin tarihi sorumluluğudur.
Balkan Türklerinin Türkiye’ye olan psikolojik sevigisi bugün hale devam etmektedir. Kosovalı Romlar, Osmanlı Padişahının kendilerine savaşlardaki cesaret ve sadakatlerine mükâfat olarak emanet ettiği sancağı hala saklamaktadır. 1997’de Belgrad’daki gösteriler sırasında bazı pankartlarda “Neredesin ey Osmanlı yönetimini altındaki günler” yazılıydı. Kosova Türk Tabur Görev Kuvvetine gösterilen yoğun sevgi yabancı gözlemci ve gazetecileri zamanında çok şaşırtmıştı. Türkiye’den yapılan her resmi ziyaret, Kosova’da büyük çoşku yaratmaktadır. Birçok Müslüman Arnavut için Türkçe ikinci bir dil. Düğünlerde ve diğer bayramlarda Osmanlı izleri hala canlı. İroniktir ki Balkan Müslümanları Osmanlının hatırasına Türkiye’nin kendisinden daha sadık kalmışlardır. Prizren, tipik bir Osmanlı şehri olmak için tüm özelliklere sahip.
Kosova Türkleri, Türkiye ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerini en üst seviyede tutmaya özen göstermektedirler. Ayrıca Türkiye’deki tüm gelişmeleri de yakından takip etmektedirler. Özellikle Prizren’in Türkiye ile yoğun ticari ve sosyal münasebetleri vardır. Hemen hemen tüm ailelerin Türkiye’de bir akrabası bulunmaktadır.
Şimdiye dek Türkiye;

KFOR, UNMIK ve AGİT Misyonuna asker, polis ve uzmanlar sağlayarak Kosova'nın güvenlik ve istikrarına katkıda bulunmuştur. Türk taburları sadece güvenlik ile ilgili değil, aynı zamanda insani misyonlar da yerine getirmektedir: okul ve yol inşası, tarihi binaların onarımı, sağlık ve sosyal hizmetler. Kosova’da Türkiye’nin varlığı her yerde kendini hissettirmektedir.
Türkiye’nin Kosova politikası değişmemiştir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, Ekim 2005’te Priştine ve Belgrad ziyaretleri sırasında beyan ettiği gibi: “'Kosova, NATO müdahalesinin yapıldığı 1999 öncesine dönemez, bölünemez ve komşu ülkelere iltihak edilemez. Bunun dışında bütün seçenekler açıktır”. Sırbistan buradan hareketle Türkiye’nin Kosova’nın bağımsızlığını desteklemediğini iddia etmektedir. Ancak Türkiye’nin tavrı bundan daha karmaşıktır.
Türkiye, Kosova’nın bağımsızlığının kendi iç meselelerinin çözümünde bir örnek teşkil etmesinden endişe etmektedir. Buna ek olarak Avrupa Birliği üyeliğine odaklanmış olan Türkiye, Balkanlardaki Slav-Ortodoks bloğunu karşısına almak istememektedir.
Ancak Türkiye toprakları üzerinde hatırı sayılır bir Kosovalı Arnavut nüfus yaşamaktadır. Bu mültecilerin İstanbul’da birçok dayanışma derneği bulunmaktadır: 

   · Kosovalılar Dayanışma Derneği (Shoqata e Kosovarëve)
   · Priştineliler Kültür ve Dayanışma Derneği (Shoqata e Pristinasve)
   · Prizrenliler Dayanışma ve Kültür Derneği (Shoqata e Prizrenasve)
   · Kosova Gilanlılar Derneği (Shoqata e Gjilanasve)

Türkiye’de Balkan kökenli vatandaşların sayısı ise bir milyonun üzerinde tahmin edilmektedir. Bu insanlardan bazılarının Kosova’da ya da başka yerlerde akrabaları bulunmaktadır. Bu yüzden Türkiye, Balkanlardaki sorumluluğunu kendi menfaatlerinin ötesinde değerlendirmelidir. Türkiye’nin pasif Kosova politikası, Türkiye içinde de eleştirilmektedir.
Ulusal Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (TUSAM) Başkanvekili Ali Külebi’ye göre, Türkiye “çok boyutlu bir dış politika” izlemelidir. Bu bağlamda Türkiye, Balkanlardaki potansiyel nüfuzundan da yararlanmayı bilmelidir.
Başlangıç olarak Türkiye, Kosova’da Türkçe eğitime ve kültürel faaliyetlere maddi yardımda bulunabilir. Kosovalı Türkler, Türkçe eğitim araçları sıkıntısı yaşamaktadır. Ayrıca Türkiye’de okuyacak öğrenci kontenjanının arttırılmasını ve Türkiye’den alınan diplomalarının muadeletini talep etmektedirler. Ankara, Balkanların bu en kritik bölgesinde yaşayan Türkler adına UNMIK nezdinde girişimlerde bulunabilir. 

   
Sinan Pasha mosque, Prizren, Kosovo (photo: hiwaay.net)  
Sinan Pasa Cami, Prizren
   
Prizren after war (photo: kosovaturkleri)  
Savaştan sonra Prizren  








 

 


Kaynak: http://www.axisglobe.com

 

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 606 ziyaretçi çevrimiçi