BALKAN İNCİLERİ

Rumeliye Yeniden Merhaba

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Balkan İncileri'ne Hoşgeldiniz...

- MOSTAR KÖPRÜSÜ - Bosna Hersek

Mostar Köprüsü - Bosna Hersek
Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin Mostar şehrinden geçen, Neretva Nehri üzerinde Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayruddin tarafından 1566 yılında inşa edilen köprü.Mimar Sinan'ın öğrencisi olan Hayruddin, köprü için 456 kalıp taş kullandı.Köprü, çevresindeki kente adını da verdi. Mostar, Hersek bölgesinin ana kenti oldu. Neretva Nehri'nden 24 metre yüksekte 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde olan Mostar Köprüsü, dönemine göre gelişmiş bir teknolojiyle inşa edildi. Köprü inşaatında 456 kalıp taş kullanıldı. Köprü, inşa edildikten sonra yakınındaki şehre ismini verdi, şehirde ticareti canlandırdı ve zenginleştirdi. Böylece Mostar, Hersek bölgesinin önemli bir şehri haline geldi. Mostar Köprüsü, cesur sporcular tarafından yıllarca bir atlama platformu olarak kullanıldı. Geleneğe göre şehrin erkekleri, nişanlılarına cesaretlerini ispatlamak için düğün öncesinde köprüden atlarlardı....

Bosna-Hersek'te başlayan iç savaş sırasında Mostar Köprüsü'ne ilk saldırıyı 1992'de Bosnalı Sırplar düzenledi. 1993'te Hırvat tankları köprüye daha büyük bir zarar veren saldırılarını başlattı. Kasım ayının sonunda köprü tamamen yıkıldı. Mostar Köprüsü'nün eski haline uygun olarak yeniden inşaası çalışmaları (TİKA) UNESCO ve Dünya Bankası'nın desteğiyle 1997'de başladı. Köprünün inşaatını Türk şirketi olan ER-BU üstlendi. Macar ordusundan dalgıçlar orijinal taşları nehir yatağından bulup vinçlerle çıkardı.suyun içinde bozulmaya uğrayan taşlar yapıda kullanılamadığından orjinal taşların çıkarıldığı günümüzde kapalı olan taş ocağı tekrardan bu iş için açılıp aynı ocaktan çıkarılan taşlar yapımında kullanıldı. Orijinal modele sadık kalan şirket, köprünün temellerini de sağlamlaştırdı. 30 metre uzunluğundaki, 24 metre yüksekliğindeki köprünün kemerindeki çalışma Haziran 2002'de başladı. Kilit taşı Ağustos 2003'te yerine konuldu. İnşaatı tamamlanan Mostar Köprüsü, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu çok sayıda devletin temsilcilerinin hazır bulunduğu bir törenle, İngiliz Prensi Charles tarafından 23 Temmuz 2004 tarihinde açıldı.

 

- KIRCAALİ- BULGARİSTAN


Kırcaali - Genel görünüş ve Saat Kulesi

Rodop Dağları

KIRCALİ: Kırcaali ilçesi Bulgaristan Cumhuriyetinin Güneydoğu kısmında yerleşiktir. Kırcaali ilçesi Doğu Rodop dağlarında en büyük ilçedir.Kırcaali ili topraklarının %20'sini ve ülke topraklarının % 0.51'ni teşkil eder. Kırcaali ilçesi 45 muhtarlıktan ibaret 117 yerleşim yerini kapsamaktadır. Haskovo, Stambolovo, Momçilgrad, Ardino ve Çernooçene ilçeleri ile sınırdaştır. Kırcaali şehri sadece ilçenin doğal idari, ticari, kültür ve sanayi merkezi değil, Doğu Rodopların da bir merkezi olarak gelişmiştir.

Şehir Sofyadan 259 km ve Bulgaristanın ikinci büyüklükteki Plovdivten 90 km uzaklıkta bulunmaktadır. Şu anda şehre 132 km uzaklıkta bulunan en yakın hudut kapısı Kapitan Andreevo Bulgaristanı Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan Cumhuriyeti ile bağlamaktadır. Kırcaali ilçesine yıllar boyu çok sayıda sanayi, inşaat ve ticaret şirketlerinin tesisi için önemli miktarda yatırımlar sağlanmıştır. Böylelikle o Kırcaali ilinin ekonomi merkezi durumuna gelmişti.

Devamını oku...
 

- ALİYA İZZETBEGOVİÇ

"Bilge Kral" ölümünün 13. yıl dönümünde anıldı



Hayatı boyunca karşılaştığı tüm zorluklara rağmen Bosna Hersek'i bağımsız bir devlet yapmayı başaran, en zor dönemlerde dahi halkın babası gibi etrafında kenetlendiği Aliya İzzetbegoviç, vefatının 13'üncü yıl dönümünde ülkesinde ve tüm İslam aleminde özlemle anılıyor.

"Düşmanlarımıza bir tek borcumuz var: Adalet!"

HAYATI; Aliya İzzetbegoviç (8 Ağustos 1925, Şamats - 19 Ekim 2003, Sarajevo), Boşnak lider. Bilge Kral lakabıyla tanınır.

Kendisi aynı zamanda birçok felsefî kitap yazdığı için, kendisine bu lakap layık görülmüştür. Türkler arasında Bilge Kral kullanımı İzzetbegoviç için yaygındır. Kendisinin krallıkla hiçbir ilgisi olmadığının, Bosna-Hersek halkının %90'ından fazlasının oyuyla cumhurbaşkanı seçildiğinin bilinmesi gerekir. Aynı adı taşıyan dedesi Aliya İzzetbegoviç, Üsküdar'da askerlik yaparken tanıştığı Türk kızı Sıdıka Hanım ile evlenmiştir. Dede İzzetbegoviç, Sıdıka Hanım ile evlendikten sonra Şamats'a geri döner. Bu evlilikten beş erkek çocukları dünyaya gelir.

Devamını oku...
 

- KENAN RİFAİ

E-posta Yazdır

KENAN RİFAİ Kimdir ?

1867 tarihinde Selanik'te dünyaya gelen Ken'an Rifai, Filibe hanedanından Hacı Hasan Bey'in oğlu Abdülhalim Bey'le Hatice Cenan Hanım'ın çocuklarıdır.

İstanbul'da Galatasaray Lisesini bitirdikten sonra Babıali Hariciye Kaleminde vazife almış, Acem Mektebi'nde tabiat muallimliği yaparken Posta – Telgraf Nezareti'nde Alman müşavir Groll'ün muavinliğine getirilmiş, bu arada da Hukuk Fakültesi'ne devam etmiştir. Oğlunun ilk mürşidi annesidir. Kendisine manevi dünyanın, Allah yolunun kapılarını açan annesi Hatice Cenan hanım daha sonra O'nu kendi mürşidi Şeyh Ethem Efendi'ye teslim etmiş, bu suretle Ken'an Rifai'nin manevi şahsiyeti bu iki mürşid tarafından oluşturularak kemale ermiştir. Madde ve mana dünyasını et ve tırnak bilen Ken'an Rifai, günün birinde kendini maarif çatısı altında bularak sırası ile Balıkesir İdadisi, Adana, Manastır, Üsküp, Trabzon Maarif Müdürlükleri, daha sonra Numune-i Terakki ve Medine-i Münevvere İdadi-i Hâmidi Müdürlükleri yapmıştır.

Tekrar İstanbul'a döndükten sonra Erkek Muallim Mektebi Fransızca hocalığı, Tedkikat-ı İlmiye Encümen Azalığı, Darüşşafaka Müdürlüğü ve Meclis-i Maarif Azalığı vazifelerinde bulunmuş, emekliliğinden sonra da onüç sene Fener Rum Lisesi'nde Türkçe hocalığı yapmıştır. Bu lisede yaptığı çalışma, dinleri bir bütün olarak kabul ettiğinin ve “insana hizmet (hangi dinde olursa olsun) Hakk'a hizmettir” sözünü benimseyip benimsetmeye çalıştığının delilidir. Kendileri'ne göre bütün dinler sırası ile mana eğitiminin tamamlanması için birer basamaktır. Bundan dolayı aralarında sadece derece farkı vardır. Onbir aylık Balıkesir devri, Genç Müdür'ün Allah velisi anne eliyle yükselen manevi temelinin, artık mürşidi Edhem Hazretleri'nin taş taş işlenme mesuliyetini bütünü ile üstüne aldığı devirdi. Hocası kendilerinin maddi ihtiyaçlarını kısıtlayarak, en azla yaşamanın temizleyici zevkini tattırıp (riyazat), ileride halkının bütün acılarını paylaşacak olan o mürşid-i kamili bir manevi abide derecesine ulaştırmıştır. Yine burada bir san'atkardan musiki nazariyatı öğrenmesini ve ney meşk etmesini istemiş, daha sonra da keman ve piano çalmayı öğrenerek manevi feyzini öğrencilerine aktarmanın diğer bir yolu olan musikiyi, bestelediği ve güftelerini yazdığı ilahileri ile çevresine akıtmıştır. Manastır Maarif Müdürlüğü sırasında Mürşidi Edham Şah cemale yürümüş, kendisine yerini bıraktığını, mana aleminden haber vererek dünyadan göçmüş olduğunu bildirmiştir. Medine-i Münevvere'de İdadi-i Hamidi müdürlüğü yaptığı dört sene zarfında Şeyh'ül Meşayih Seyyid Hamza Rifai hazretlerinden , dört sene hizmetlerinde bulunduktan sonra, icazet almışlardır. Bir gün Hamza Rifai Hazretleri: “Oğlum, bilmem ki ben mi senin şeyhinim , yoksa sen mi benim ?” demekle Ken'an Rifai'nin vasıl olduğu mertebenin yüceliğine pek güzel bir şekilde işaret etmiştir.

İstanbul'a avdetlerinden sonra Valide Sultan Hatice Cenan Hazretleri'nin inşa ettirdikleri Altay Dergah-ı Şerifi'nde irşad vazifesine başlamıştır.

Devamını oku...
 

- GÜL BABA - BUDAPEŞTE / MACARİSTAN

1531 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın daveti üzerine Budin'e gönderilerek burada bir tekke kuran Gülbaba, bektaşi hoşgörüsü ile kısa zamanda Buda halkının sevgisini kazandı. 1541 yılının 1 Eylül'ünde Budin savaşında şehit düşen Gülbaba'nın, Şeyhülislam Ebussuud Efendi'nin kıldırdığı ve 200 bin kişinin katıldığı rivayet edilen cenaze namazına Kanuni Sultan Süleyman da katıldı. Gülbaba'nın gömüldüğü tepeye de "Gültepe" adı verildi. Türbesinin yanına yaptırılan Gülbaba Bektaşi Tekkesi, 1686 yılında yıkıldı.



Gülbaba'nın sekizgen formundaki türbesi, 1543-1548 yılları arasında Budin Beylerbeyi olan Mehmet Paşa tarafından yaptırıldı. Osmanlı'nın elinden çıkan topraklar arasına katıldıktan sonra bir süre şapel (küçük kilise) olarak kullanılan türbe, Sultan Abdülaziz'in 1867 yılındaki Avrupa ziyaretinden sonra tekrar eski formuna kavuşarak 1885'te mimar Lajos Grill tarafından onarılarak türbeye dönüştürüldü. 2. Dünya Savaşı sırasında ağır hasara uğrayan türbe, 1963'te Macar hükümeti tarafından eski durumuna getirildi. Bugün Türkler kadar Macarlar tarafından da ziyaret edilen türbe, Orta Avrupa'da fonksiyonunu yitirmeden kalan önemli bir eser olma niteliği taşıyor. Türbe, 2005 de Türk- Macar hükümetlerinin işbirliğiyle Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nce restore edilerek ilk yapıldığı hale dönüştürüldü.
Şeceresinin Hz. Hasan'a kadar uzandığı rivayet edilen ve "Misali" mahlasıyla şiirler yazan Gülbaba'nın eserleriyle ilgili Miftahü'l Gayb ve Güldeste adlı yazma eserler bulunuyor. Kaynak: www.gulbaba.org

 

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 560 ziyaretçi çevrimiçi